Ben dünya ile savaştığım için dünya da benimle savaşıyordu ama aslında kendimle kavgalıydım. Çevremden çıkarıyordum öfkemi, en sevdiklerimden. Kırıyor döküyor fark etmiyordum. Zaman aldı anlamam, neleri kaybettiğimi. Zaman aldı bunun bir savaş olmadığını anlamak. Uçurumun kenarında beni tutmak için eğilen dalları kırdım ben. Hem de o ağacın acı çektiğini hiç düşünmeden. Bırakabilirdi beni oysa boşluğa. Ama yapmadı, sevdi. Kalmayı seçti. Güçlü olan o’ymuş meğer. Fedakar olan, sevdiğinden susan; acı çektiği halde eğilmeye devam eden. Ben ise uçurumda olduğu halde kendini Kaf Dağında sanacak kadar aptalmışım. Beni hayatta tutan şeyin ne olduğunu kaçırdım. Onun sevgisinden güç aldım, densizleştim. Eğer gözlerim olmasaydı her zaman burnumun dikinde olduğum uçurumu fark ederdim belki de. Eğer karıştırmasaydım sevgi ve güveni güçle o dallar beni bırakmaz hatta yeşerirdi belki de. Aynaya baksaydım ara sıra ve görebilseydim karşımdakini gerçekten olduğu gibi nefret etmezdim ondan şu an belki. Anlayışı zayıflık, yaraları korku olarak görmese idim yaralarımı göstermekten çekinmez bütün dünyaya anlayışla bakabilirdim. Gözlerim bu kadar iyi görmese idi gördüğümü anlamak için kalbime sormak aklıma gelirdi belki. Konuşmayı bu kadar iyi becermeseydim kalp kırıcı sözler etmezdim belki de. Bu kadar iyi işitmeseydim belki bir daha eğilir ikincide gerçekten anlardım karşımdakini. Eğer çekinmeseydim bu kadar duygularımdan sevgiyi hissedebilirdim belki. Dehşete kapılmasaydım her an insanlardan daha cesur olurdum gözyaşlarımı tutmak zorunda olmazdım belki. Bir korkak olmasaydım içten içe ağzıma geleni sayar ve haklı çıkardım hepsinde. Ekmeğimi bölüşür ve suyumdan ikram ederdim yolunu kaybetmiş gezgine, o gezgini bu kadar kıskanmasa idim. Okuduğum kitaplar kadar değil mutlu ettiğim insanlar kadar konuşsaydım hiç kalp kırmamış olurdum en azından. Etkilenmeseydim çocukluğumda gittiğim hayvanat bahçesindeki Tavus Kuşundan onun neden hep yalnız yemlediğini sorgulamak aklıma gelirdi belki. Uçamıyorsa diğer kuşlarla neye yarar diye düşünürdüm renkli tüyleri. Bir daha gidebilseydim hayvanat bahçesine ne aslana ne kaplana ne de tavus kuşuna bakardım. Sığırcıkları inceler, onlardan öğrenirdim düzeni. Ve yaşamaya çalışırdım bir sığırcık gibi. Uçurumun dibinden yazıyorum bu dizeleri. Açığım artık yaşamaya bir sığırcık gibi.
Mektup
Written and Designed by ↃK