Şiar

(Onların)erişemeyeceği, (onları) asla bulamayacağı ve asla kanıtlayamayacakları şeylerin hepsi burada.

Hiç bir yerde varlar. Ve benliğimin tam ortasındalar.

Zaman mefhumum kaybolsa bile gitmeyecek şeyler.

(Benim)Ne olduğumdan şüphelenebilirler, hatta emin olabilirler.

Lâkin asla kanıtlayamazlar.

Asla bir şey bulamazlar. Her zaman bir katman daha vardır; çünkü ben öyle tasarladım. En alt katman? Benim.

Asla olmayan, asla bulunmayan, kimseye ve hiçbir şey’e görünmeyen. Ben diye bir şey yok. Hiçbir zaman olmadı. İnsan uydurması, safsata.

“Ben” sadece ayak uydurdu(m). Altta yatan bir fikir, daha doğrusu bir zihin durumu, bir halet-i ruhiye. Bu vaziyeti tahayyül etmek zordur. Çünkü anlaşılacak, alışılagelmiş değildir. Eğer anlıyorsanız, yanılıyorsunuz. Anlamadıysanız, gayet doğal. Anlamaya başlar gibi olduysanız tam olarak bahsettiğim yerdesiniz.

Kanıtsız nereye varmayı düşünüyordunuz ki? Olmayan bir şeyi bulmayı mı hedeflediniz yoksa? Bunu hedef haline nasıl getirdiniz?

Çünkü, ben tasarladım. Asla olmadığım hâlde. İnkar ediyorum ve söyledikleim tutarsız geliyor mu dersiniz? Tekrar düşünün. Kiminle münakaşa ediyorsunuz ki!? Doğmamış bir ceset. Karanlığın kendisi,

ama o sadece ışığın olmama hali. Işık’ı gördüğünü mü söylüyorsun?

Peki ya karanlık? Onu görebilir misin?

İnandığın ama kanıtlayamadığın…

O zaman beni ne hakla ve nasıl bulabilmeyi hedeflersin?

Tüm suçlamaları düşür üstümden ve bırak kanıt aramayı. Senin için çıkar yol ya beraatımı vermek ya da beni afaroz etmek.

Giyotin kurmak hoşuna giderdi, insanlar olmasaydı. Boyun eğmezdin asla “ben” güçlü olmasaydım.

Diz çökmek neymiş, muktedirken!? Eğer bana muhtaç olmasaydın. İşine geldiği gibi kullandın, ama asla inanmadın.

Olmayan bir şey’e kendini adadın. Aman sakın kendini ele verme, yoksa sen de “ben” olursun. Belki ben’in bir parçası. O zaman beraat için yalvarmak zorunda kalırsın. Hem de ramak kalmışken ben’in kalemini kırmaya.

Kalem kağıttan keskin dersin de neden kağıtları sadece elden ele geçirirsin. Hiç üstüne bakmadan onlara da ben muamelesi yaparsın.

Doğru, onlar da bendendir. Tek fark, onlar, benim hikayemdir.

Her gün oynadığınız oyunda size dağıttığım dekorlar. Figüran olmaktan fazlası gerekir hikayeyi anlamaya. Duvarlar tutamaz beni, göremez

misin? Baktığın yön fark etmeksiniz. Şimdi tesir ettim mi zihninde?

Peki, suçlarımı itiraf edeyim o halde.

Ne de olsa ne tamamen anlayabilecek ne de bulabileceksin. İşlerin saf güç ve şiddet kullanılarak çözülebileceği inancının sende oluşmasını sağlayan olaylar dizisini ben hazırladım. Ki, bana gelesin. Peki sen ne yaptın?

Hâlâ daha kanıt aradın. Bulamayınca, aforoz edip kalemimi kırmaya çalıştın. İşte söyledim sana, şimdi gördün mü ben’i?

İdrak edebildin mi karanlığı?


Written and Designed by ↃK